
Alaçatı ve yöresinin sembolü haline gelmiş sakız ve zeytin ağaçlarının gölgesinde dinlenmeye çekilmiş bahçeye, yörenin geleneksel rengi olan mavinin yansıtılması ve konuklara sıcak yaz günlerinde bir parça serinlik sunabilmek amacıyla kenarlarında papatyaların güneşlendiği bir havuz ilave edilmiştir. Tamamı taş olan O Ev, asırlık dokusunun ardında modern yaşamın gerektirdiği konforu sunarken, yalın duvarlarının ardına gizlediği otantik ve tarih kokan ambiansını da konuklarına sunmaktan geri kalmıyor.
Çeşme yöresi, ilk kez M.Ö. 3000'li yıllarda Erythoros komutasındaki kolonistler tarafından keşfedildi ve yerleşim yeri oldu. Erythrai ismini alan yerleşim bölgesi, bugünkü Çeşme'ye 27 km. uzaklıkta bir koyda kurulmuştu. Şehir, ilk dönemlerinde krallıkla yönetiliyordu. Cyssus adıyla anılan Çeşme, o dönemde Erythari'nin en güvenli ve korunaklı limanlarından biriydi.
M.Ö. 7. yy'da Erythrai, Pers egemenliğinden kurtulmak amacıyla Yunanistan ve Anadolu'da Pers egemenliğindeki birçok İyon şehri gibi, dini ve siyasi bir birlik olan "Panionion"a katıldı. Aynı dönemde Erythrai şehri, Batı ülkeri, Mısır, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'la ticari ilişkilerde bulunarak büyük bir güce kavuştu. Erythrai, Chios(Sakız) adasıyla birlikte köle ve şarap ticaretinden önemli bir pay alıyordu.
M.Ö. 494'te şehir, Pers'lere karşı yapılan ve yenilgiyle sonuçlanan Lade Deniz Savaşı'na katıldı. Ardından Attik-Delon Deniz Birliğine üye oldu.
Erythraililer'in Mausolos ile olan dostane ilişkileri, Atamus kralı Hermias'ın Persler'e savaş açmasıyla bozuldu. Erythrai şehri, önce Lydia sonra Pers'lerin saldırılarına uğradı. Şehir, saldırılardan dolayı büyük zarar gördü.
M.Ö. 334 yılında Büyük İskender, Erythrai'yi alarak şehre bağımsızlığını verdi. İskender'in ölümünden sonra kent, önce Bergama Krallığı'na sonra Roma İmparatorluğu'na bağlandı. Roma İmparatorluğu bölününce Erythrai, Doğu Roma(Bizans) topraklarında kaldı. Bu dönemde kent, önemini kaybederek köy statüsüne girdi. Aynı yıllarda Anadolu'da Hıristiyanlık inancının giderek güçlenmesiyle Erythrai'deki çok tanrılı din ve puta tapma günlerinden kalan birçok antik eser, imha edildi. Erythari şehri, M.S. 11. yy'a kadar Bizans'a bağlı Ephesos metropolitinin bir piskoposluğu olarak kaldı.
Alaçatı Beldesinin tarihi Arkaik Döneme kadar uzanır. 1566 yılında Osmanlıların Sakız adasını fethetmesine kadar geçen süre içinde Alaçatı, Cenevizlilerin yönetimi altında şarapçılığı ile ön plana çıkmış Anadolu'nun önemli ticaret merkezlerindendi. 19. yüzyılın ortalarında Osmanlı mimarı Hacı Memiş'in çalışmaları ve çevreden yöreye getirilen Rum işçilerin katkıları sonucunda Alaçatı'nın güneyindeki bataklık bölge kurtarılarak yerleşime açıldı. Buraya yerleşen Rumlar, yörenin imarında önemli rol oynamışlardır. 120 yılı geçkin belediyesi ile Alaçatı, Türkiye'nin en eski belediyelerindendir.
İlk başlarda bağcılıkla geçinen yöre halkı Girit, Yugoslavya, Selanik ve Makedonya'dan gelen göçmenlerin buraya yerleşmesi ile tütüncülüğü de geçim kaynakları arasına katmış oldu. Zaman içinde tarımın gelişmesi ile yörede zeytin, enginar, anason ve naranciye de yetiştirilmeye başlanmıştır.. Bunun yanında, tarihi dokusunun içinde oldukça önemli bir yer tutan sakız ağacı da yörede yetiştirlmeye çalışılmaktadır..
Özellikle Rum mimarisinin etkisinde kalan Alaçatı'da evler yöreye özgü taşlardan ekseriyetle cumbalı ve iki katlı olarak inşa edilmişlerdir. Alaçatı'nın sembolü haline gelmiş ve dönemin teknoloji harikası olarak adlandırılan yel değirmenleri ise yörenin en eski yapılarındandır. Pazar yerindeki camii, mozaikli çarşısı ve karabiber ağaçlarının gölge yaptığı daracık sokakları ile Alaçatı, İzmir'in âdeta arka bahçesi gibidir.
Dünya haritacılığında ayrı bir yeri olan Pirî Reis “Kitab-ı Bahriye”de “Alaca at limanında deniz yufkadır” derken Alaçatı Koyu'nun dalgasız olduğunu tasvir etmek istemiştir. Bununla beraber, yaz ayları boyunca kuzey, kuzey-batı yönlerinde 15-25 Knots süratle esen rüzgâr, Alaçatı koyunu sörfçüler için vazgeçilmez yapmaktadır. Daimi esen rüzgârı, dalgasız ve derin olmayan denizi nedeniyle dünyanın sayılı sörf merkezlerinde biri olan Alaçatı, hem amatör hem de profesyonel sörfçülere hitâp etmektedir.